Klasörler
20:15 Posted In Garaj İstanbul , malivole , mehmet ali alabora , muhabir , mustafa aykıran , övül aykıran Edit This 0 Comments »
İlk yazıma, konseptini ve yönetmenliğini Mustafa Aykıran ve Övül Aykıran'ın yaptığı bu değişik ama bir okadar etkileyici tiyatro oyunuyla başlamak istedim. Oyun tek kişilik bir oyun ve resimde görüldüğü üzere Mehmet Ali Alabora başrol daha doğrusu tek rolumuzde. M.Ali Alabora bu tek kişilik oyunun ustesinden cok rahat geliyor. Zaten kendisi de öyle bir rahatki elinde şarap kadehleriyle dolu bir tepsiyle seyircileri karşıladıktan sonra onlarada biraz da dans ederek yerlerine kadar eşlik etti. Oyunun gösterildiği yer olan Garaj İstanbul ufak ama sıcak bi yer, bu sıcaklığa Alabora'nın sıcaklığı da eklenince kendinizi sanki arkadaşınızı dinliyor gibi hissetmeye başlıyorsunuz. Alabora o samimiliği gerçekten hissettiriyor. Oyuna gelicek olursak; Mehmet Ali Alabora Muhabir'de hayatının klasörlerinden bahsediyor.Hepimizin bi yerlerde oluşturduğu fakat ya sakladığı ya da bilerek görmezden geldiği klasörlerinden...Ortak yaşanmış bir geçmiş,tek kanallı yayın dönemleri,anılar ve en önemlisi de hikayeler...Müzik ve görüntüler eşiliğinde şöyle bir yolculuğa çıkıyorsunuz.Tanıdık bir sürü sima,melodi akıp gidiyor saatler içinde.Eleştirel bir havası olmasına karşın insanı rahatsız eden hiç bir yanı yok.Çünkü kendi hayatınızdan bir şeyler dinliyor gibisiniz.
İnsanların hem nasıl birbiriyle iç içe hem de nasıl bu kadar uzak olduklarını çok iyi anlıyorsunuz.Aynı acıların nasıl farklı tatlar yaratabildiğini...Her olayın yansımasının milletten millete hatta insandan insana değiştiğini görüyorsunuz.
Arka plandaki görüntüler kimi zaman çok sert olsa da oyun bizden birşeyler anlatıyordu,içimizi ısıttı..Oyunun başında dağıttığı şarapların da etkisi yok değil:)
Tabi kişisel öyküleri de yok değil..Anne ve babasının sanatçı olmasından dolayı içinde bulunduğu sanatçılar çemberinden notlar da aktardı..ve özel anıları..salondakileri duygulandıran,gözlerini dolduran çocukluk anıları ve kayıplar..
Eminim o anda herkes kendi kaybını,acısını düşünüp Alaboranınkiyle birleştirdi...Bazen üzülmek de güzel bir şey..İnsanların hala duygularının olduğunu gösteren şeylerden biri belki de.Gitgide kayıtsızlaşan ve yürekleri taşlaşan insanoğlunun sevdiği bir insanı kaybettiğinde üzülmesi belki de henüz herşeyin bitmediğini gösteriyor.Bir umut...
Kısacası teknolojiyi de yanına alan oyun insanlarda bir farkındalık oluşturmaya çabalıyor.Garip şeylerin hayatımıza normal diye sokulmasını karşı çıkıyor ve diyor ki belleğinizi hep taze tutun,hiç bir şeyi geriye atıp üstüne basmayın.
not: Malivole 'yi de unutmayalım:)

0 yorum:
Yorum Gönder